Afşin-Elbistan A ve B termik santralleri çevresindeki Çoğulhan Mahallesi’nin sakinleri, santral bacalarından yayılan gaz ve kül nedeniyle tarım alanlarının zarar gördüğünü ve hastalıkların arttığını dile getirdiler. Mahalleli Cuma Binboğa, çocuğunun 5 yaşında lösemiye yakalandığını aktarırken, Nurettin Doğan ise üç kardeşini akciğer kanserinden kaybettiğini belirtti. Greenpeace Avukatı Gökhan Candoğan, santralin özelleştirilmesi sürecinde planlanan çevresel yatırımların hayata geçirilmediğini, Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Prof. Dr. Gamze Varol ise yaklaşık yarım yüzyılda 400 bin dönüm arazinin santral yüzünden zarar gördüğünü ifade etti.
Bölgedeki kömürlü termik santrallerin insan sağlığına, tarım alanlarına ve doğal yaşama etkilerini gündeme getirmek amacıyla bir basın gezisi düzenlendi. Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol ve Greenpeace Avukatı Gökhan Candoğan’ın katıldığı saha gezisinde bölge halkı karşılaştıkları problemleri aktardı.
Afşin-Elbistan A ve B termik santrallerinin bulunduğu alandaki gezi sırasında, santral bacalarından çıkan dumanlar ve kömür faaliyetlerinin çevredeki yerleşim yerlilerine etkileri ele alındı. Yeni termik santral üniteleri yapma planları da tartışılırken, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde kömürden çıkış ve adil dönüşüm talepleri dile getirildi.
Binboğa: 5 yaşındaki çocuğum lösemiye yakalandı
Çoğulhan Mahallesi sakini Cuma Binboğa, yerel halkın sağlık sorunları ile mücadele ettiğini ve birçok ailenin mahalleyi terk ettiğini söyledi. Termik santrallerin sadece Çoğulhan’ı değil, çevredeki köyleri de olumsuz etkilediğini vurgulayan Binboğa, tarım arazilerinin zarar gördüğünü ve hastalıkların arttığını dile getirdi.
Binboğa şunları söyledi: “Benim çocuğum 2015 yılında, 5 yaşındayken lösemi hastalığına yakalandı. Tedavi için Kayseri Erciyes Tıp Fakültesi’ne gittik. Orada hastaların neredeyse tamamı buradan geliyordu. Korkunç bir tabloyla karşılaştık. Dört yıl Kayseri’de kaldım. Çocuğum iyileşti ama birçok çocuk orada hayatını kaybetti.”
Mahallenin geçmişte çok daha kalabalık olduğunu belirten Binboğa, “Buranın nüfusu yaklaşık 10 bindi. Şu anda tahminen 500 kişi kaldı. Kalanlar genellikle imkanı olmayan ya da buradan ayrılamayan insanlar ve yaşlılardan oluşuyor. Köyümüz yok oldu. Elbistan’a ve çevremize ciddi zarar verildiğine inanıyoruz. Biz burada sağlıklı bir yaşam sürmek istiyoruz; bu nedenle bu santrallerin kapatılmasını talep ediyoruz.” diye konuştu.
“Üç ağabeyimi akciğer kanserinden kaybettim”
Nurettin Doğan da üç ağabeyinin akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini, eşinin de beyin kanseri olduğunu aktardı.
Doğan şöyle devam etti: “Termik santral yaşam alanlarımızı ve tarım arazilerimizi yok etti. Bu santralin derhal kapatılmasını istiyoruz; insanlar burada kalıp hastalıklarla mücadele etmek zorundalar ya da burayı terk etmek durumunda kalıyorlar. Dallarda bir tane kuş yok; doğa tamamen tahrip olmuş durumda. Artık bu koşullarda yaşamak istemiyoruz.”
Avukat Candoğan: Santralde yapısal sorunlar tespit edildi
Greenpeace Avukatı Gökhan Candoğan, bölgede aktif olarak çalışan iki termik santral bulunduğunu belirtirken Afşin A Termik Santrali’nin Çelikler Holding tarafından işletildiğini, Afşin B Termik Santrali’nin ise Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) tarafından yönetildiğini ifade etti.
Candoğan ayrıca Afşin A Termik Santrali’nin teknolojisinin eski olduğunu vurgulayarak özelleştirme sürecinde gerekli çevresel yatırımların yapılmasının hedeflendiği ancak bu konuda yeterli ilerleme sağlanmadığını dile getirdi.
Candoğan şöyle konuştu: “Özelleştirmenin sebeplerinden biri çevresel yatırımların gerçekleştirilmesi ve santralin devlet tarafından belirlenen emisyon standartlarına uyum sağlayacak şekilde işletilmesiydi; ancak aradan geçen zaman diliminde bu yönde ciddi bir ilerleme kaydedilmediği aşikar.”
Bunun yanı sıra Candoğan, santralin çevre mevzuatına aykırılıklar nedeniyle çeşitli idari yaptırımlarla karşı karşıya kaldığını belirterek Greenpeace ve bölge sakinleri adına iki önemli hukuki süreç yürüttüklerini aktardı.
Candoğan ilk davanın iki yeni ünite eklenmesi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı açıldığını ifade ederek şunları söyledi: “İki yeni ünite ilavesi için ÇED olumlu kararı verilmişti; biz de bu kararın iptali için dava açtık; yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ÇED raporunun gerekli nitelikleri taşımadığı tespit edilerek olumlu karar iptal edildi; şu an Danıştay’da temyiz incelemesinde.”
Ayrıca ikinci davanın ise 2024 yılında santralin bir ünitesine verilen çevre izinlerine karşı açıldığını kaydeden Candoğan şu bilgileri verdi:
“Bilirkişi incelemesi sonucunda santraldeki eksikliklerin geçici değil yapısal sorunlar olduğu belirlendi; mahkeme yakın zamanda karar verir.”
Prof. Dr. Varol: Hava kirliği kesin kanserojen
Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol, kömürlü termik santrallerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin bilimsel araştırmalarla ortaya konduğunu belirtti.
Afr’in bacalarını göstererek açıklamalarda bulunan Varol, hava kirliliğinin yalnızca santral bulunan yerleşimleri etkilemekle kalmayıp rüzgârlarla kilometrelerce uzaklıktaki bölgeleri de tehdit edebileceğini ifade etti.
Varol şöyle dedi: “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dış ortam hava kirliliği kesinlikle kanserojendir; sadece yakın çevrede yaşayanlar değil rüzgârlarla kilometrelerce uzağa kadar taşınabilen kirletici partikülleri soluyoruz; bunlar yalnızca akciğer kanserine neden olmuyor aynı zamanda pek çok sağlık sorununu ağırlaştırmakta.”
Kömürlü termik santrallerden kaynaklanan PM2,5 ve PM10 gibi partikül maddelerin sadece solunum sistemi üzerinde değil birçok sistemde olumsuz etkileri olduğunu vurgulayan Varol şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu kirleticilerin çok sayıda sistematik etkisi var; bunlar anne karnındaki bebeğin gelişimini bile olumsuz yönde etkileyebilir; üreme sağlığı sorunları, kalp damar hastalıklarında artış gibi sonuçlara yol açabilir.”
Daha fazla bilimsel çalışmada termik santral çalışanlarında hücresel ve genetik etkilenmelere dair bulgular elde edildiğine dikkat çeken Varol şöyle devam etti:
“İnsan sağlığını ekosistemle birlikte ele almak gerekiyor; kirleticiler havada değil toprakta da var olabilir.”
Dalkanat: 400 bin dönüm tarım arazisi zarar gördü
Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu SözcüsüMehmet Dalkanat, bölgedeki kömürlü termik tesislerin yaklaşık yarım yüzyıllık geçmişe sahip olduğunu belirtirken yeni tesis projelerine karşı mücadele ettiklerini aktardı.
Dalkanat şu bilgileri paylaştı:“Elbistan Ovası’nda 1975’te düşük kalorili linyit rezervlerinin tespitiyle elektrik üretimi için altı termik tesisi planlandı ancak bugün bunlardan ikisi aktif durumda.”
Dalkanat şöyle devam etti:“Üçüncü tesisi inşa etmeye çalıştıklarında A ve B termik tesislerinin çevreye verdiği hasar açıkça görülmüştü; biz de bundan sonra üçüncüden altıncıya kadar olan tüm tesislere izin verilmemesi amacıyla Afşin-Elbistan Hayatı ile Doğayı Koruma Platformu’nu oluşturduk.”
Bölgenin Türkiye’nin önemli tarım alanlarından biri olduğunu hatırlatan Dalkanat,“Kömür madenciliği nedeniyle geniş tarım alanlarının üretime katkısı azalmıştır” dedi.