Gazeteci Murat Ağırel, yaptığı haberler nedeniyle 19 Ekim’de tutuklanmıştı. Ağırel’in “suçsuzluğunu” kanıtlayacak belgelerin mevcut olduğunu ifade eden Barış Terkoğlu, “Hukuken bir engel yoksa, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bu belgeleri yayımlamaya hazırım. Murat, Gökçek dosyasını araştırırken Sarıgül dosyası kumpasına maruz kaldı” şeklinde konuştu.
Terkoğlu’nun köşe yazısı şu şekilde:
Ağırel’in belgelerini yayımlamaya hazırım
Dışarıda görünenin aksine çoğu zaman gerçekte karanlıkta kalandır.
Gazeteci arkadaşımız Murat Ağırel’e yönelik “Sarıgül örgütü kumpası”nı daha önce bu köşede detaylıca ele aldım. Hatırlayın. Savcılığa başvuran iki Alman vatandaşı Kai Precat ve Marc Baeriswyln ile Almanya’da yaşayan Türk Sinan Çampınar’dı. Bu kişiler, Gökçek ailesinin dosyasını yazarken Murat’la iletişime geçmişlerdi. Ellerinde, ortak iş yaptıklarını belirttikleri Gökçek ailesinin Almanya’daki varlığına dair belgeler bulunduğunu söylemişlerdi. Ancak asıl meselelerinin Sarıgül olduğunu ve aralarındaki anlaşmazlığın daha önemli olduğunu belirtmişlerdi; Murat’a Sarıgül’e yapılan bir para havalesini gösteren belgeler sunmuşlardı. Murat bu durumu araştırmış; Sarıgül’ün avukatına danışmış fakat belgenin sahte olduğuna dair kanıtlar bulunca haberi yayımlamamış ve araştırmasına devam etmişti. Fakat bu süreçte “eline geçen haberi yayınlamayarak ve Sarıgül’ün haberdar olmasını sağlayarak örgüte yardım etmek” gibi garip bir suçlamayla tutuklandı. Sonuç olarak Ağırel; Gökçek ailesinin peşindeyken Sarıgül dosyasından dolayı tutuklandı.
Şimdi, Ağırel soruşturmasıyla ilgili üç önemli noktayı paylaşacağım.
DENİZBANK FARKLI SÖYLEMİŞ!
İlki Saygı Öztürk ile gerçekleştirdiğimiz Sözcü TV programında yaşandı. Gazeteci Öztürk, televizyon ekranında bir belge gösterdi. Bu belge tam da Sinan Çampınar’ın Murat Ağırel’e verdiği ve Ağırel’in gerçekliği sorgulayarak geri adım attığı belgeye yanıt niteliğindeydi. Sinan Çampınar, Sarıgül ile 100 milyon Avro’luk para trafiğini gösteren bir belgeyi Murat’la paylaşmıştı; ancak Murat bundan şüphelenmişti. Saygı Öztürk, Denizbank üzerinden karşı tarafa gönderilen paranın dekontunu gösterdi. Gerçekten de miktar 100 milyon değil yalnızca 100 Avro’ydu. Saygı Öztürk’ün programda belirttiği gibi, Ağırel’e gönderilen ve buna dayanarak haber yapması beklenen belge şüpheli görünüyordu ki bu da Ağırel’in o belgeye dayanarak haberi yapmamakla ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyordu.
ŞİRKET DE PARAVAN ÇIKTI
Gelelim ikinci noktaya.
Bu bilgi ise zaman zaman çalışmalarını burada paylaştığım Medyaradar muhabiri Ercan Öztürk’ten geldi. Öztürk, Ağırel de dahil olmak üzere tutuklanan kişiler hakkında şikayette bulunan Kai Precat, Marc Baeriswyln ve Sinan Çampınar’ın kurduğu şirkete odaklandı. Üç isme ait olan ve Sarıgül ile büyük yatırımlar yapacağını iddia eden şirketin adı SKM Global Enerji idi; merkezi Bakırköy Halkçı Sokak’ta bulunuyordu. Ercan Öztürk bu adrese gidip şirketi incelediğinde ne buldu? Meğer bir şikâyet dilekçesiyle kurulan bu şirket paravan imiş! Kendilerini “güvenilir yatırımcı” olarak savcılığa tanıtan üç isimlerin şirket adresi Bakırköy’de sadece “sanal ofis” olarak kaydedilmişti; yani resmi olarak bir adres gösterme zorunluluğundan kaynaklanan “aslında var olmayan adres”lerden biri.
İşin ilginç yanı…
Ercan Öztürk, bu adresi ihtiyaç sahiplerine kiralayan sanal ofis şirketinin sahibiyle görüşmüş; iki Alman ve bir Türk tarafından kurulan şirket, sanal ofis kirasını bile ödemediği için o adresten çıkarılmış! Dahası… Şirketin sermayesindeki tuhaflık da dikkat çekiciydi; örneğin Sinan Çampınar ortaklığını iki aylığına aynı soyadına sahip başka bir kişiye 85 bin TL’ye devredip geri almıştı. Kısacası Öztürk’ün haberinden öğrendiğimiz kadarıyla yalnızca Ağırel’e gönderilen belge sahte değil, “güvenilir” denilen şirket de paravan!
Üçüncü detaya geçelim.
‘BU KADIN SARIGÜLLERE YETİŞTİRDİ’
Murat Ağırel’in avukatını aradım ve tutukluluğa itiraz dilekçesini verip vermediğini öğrendim; geçen hafta vermişlerdi. Dilekçede şu ifadeler yer almakta: “Müvekkilimle kayıt altına alınan görüşmede Çampınar, Emir Sarıgül’ün yalısının ‘ilk 100’ü (100 milyon Avro) siyah parayı aklamak için kullanılmak istendiğini anlatmış ve müvekkilimin ‘Yani siz karapara aklıyordunuz’ sorusuna olumlu yanıt vermiştir.” Aklama iddiasının bizzat içinde yer alan kişinin kendisini açıklamayan gazeteciye yönelttiği suçlamaların hiçbir şekilde güçlü suç şüphesine dayanak olamayacağı belirtiliyor.”
Ağırel’in avukatı dilekçe ekinde Murat’ın Sinan Çampınar ile yaptığı görüşmenin hem video kaydını hem telefon kaydının çözümlemesini mahkemeye sunmuştu. Aslında her ikisi de incelendiğinde her şey net bir şekilde anlaşılıyor: Karşı tarafın iddiaları, Gökçek meselesi ve Sarıgül ile aralarındaki anlaşmazlık… Ağırel sürekli karşı tarafın belgelerini sorguluyor.
Telefon kaydının itiraz dilekçesinde yer alan kısmından aktarayım: Zira o görüşmede Sinan Çampınar, Murat’a Sarıgüllerin olaylardan haberdar olmasını sağlayan kadın avukat hakkında bildiklerini anlatıyor:
Demek ki bu kadın Sarıgüllere de bilgi yetiştirdi. Ben zaten bundan şüpheleniyordum. Bu kadın size birkaç olayı anlatırken kamerayı yere tutuyor ve sizi kaydediyor; tam 9 dakika bilmem kaç saniye boyunca… Ahmet Gökçek buna baskı yapıyor; Mehmet isminde bir arkadaşımıza Münih’te ‘Nereden çıktı? Şirketi oradan kurduk’ dediğinde bu kadın panikleyerek ‘Benden çıkmadı kendi araştırdı’ diyerek sizin 9 dakika 12 saniyelik görüntünüzü gönderiyor.
AĞIREL’İN MENFAATİ VAR MI?
Eksik kalmasın.
Dilekçede yer alan video kaydının çözümlemesinde Murat Ağırel’in tüm bu olaylardan herhangi bir maddi menfaat sağlamadığını gösteren şöyle bir bölüm mevcut:
MURAT AĞIREL: Şimdi şöyle özür dilerim; benim bu dosyaya erişimim olmadı siz bana ulaştınız ve bunu anlatmak istediğinizi söylediniz aslında ben sizden Gökçek dosyasını ararken Osman Gökçek’in yatırım yaptığı miktarın doğruluğunu sormuştum; siz de bu Mustafa Sarıgül dosyasını anlattınız… Sizden herhangi bir maddi beklentim ya da teklif aldım mı?
SİNAN ÇAMPINAR: Tabii ki hayır! Niye bunları konuşuyoruz ki?”
Açıkçası ben gazeteci olarak bunu yayımlamaya hazırım. Eğer hukuki açıdan sorun yoksa ve tarafların rızası varsa gerçeğin ortaya çıkması için ben buradayım. Ağırel’in avukatı onay verdiği takdirde yargının “Yayınlanması hukuken sakıncalıdır” demesi yeterli olacaktır ki bunun adaletin sağlanmasına katkıda bulunacağı kabul edilsin.Bu köşe aracılığıyla çağrımı yapıyorum: Eğer amaç gerçeğe ulaşmaksa artık iş yargıda.
Bazen gerçeklere ulaşmak için küçük bir adım atmak yeterlidir.
KAYNAK: CUMHURİYET